Konkordato, mali sıkıntının son durağıdır. Oysa o durağa gelen işletmelerin çoğunda sıkıntının işaretleri aylar, çoğu zaman yıllar önce bilançoda görünür hâle gelmiştir.

Erken fark etmenin somut bir değeri vardır: seçenekler açık kalır. Nakit henüz akarken alacaklıyla masaya oturmak, ödemeler tamamen durduktan sonra oturmaktan farklı bir müzakeredir. Hangi yolun ne zaman uygun olduğunu bir önceki yazıda ele almıştık; o yolların çoğu ancak erken davranıldığında açıktır.

Bu yazı, izlenmesi gereken göstergeleri anlatıyor. Bazıları yasal eşiklerdir ve harekete geçme yükümlülüğü doğurur; bazıları erken sinyallerdir ve yükümlülük doğurmadan uyarır.

Yasal eşik: Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesi

Sermaye şirketleri için kanunun kendisi bir erken uyarı sistemi kurmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesi üç kademe tanımlar.

Birinci kademe. Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa, yönetim kurulu genel kurulu derhal toplantıya çağırır ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

İkinci kademe. Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisi karşılıksız kalmışsa, derhal toplanan genel kurul ya sermayenin üçte biriyle yetinmeye ya da sermayenin tamamlanmasına karar verir. Bu kararlardan biri alınmazsa şirket kendiliğinden sona erer.

Üçüncü kademe: borca batıklık. Şirketin borca batık olduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa yönetim kurulu bir ara bilanço düzenler. Bu ara bilanço iki ayrı esasa göre hazırlanır: işletmenin devamlılığı esasına göre ve muhtemel satış fiyatları üzerinden. Aktifler alacaklıların alacaklarını karşılamıyorsa yönetim kurulu durumu şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirir ve iflasını ister.

Bu üç kademe, izlenmesi gereken ilk göstergedir; çünkü tespit edildiği anda hukuki bir yükümlülük doğurur. Yıl sonu bilançosunu bekleyip öğrenmek, harekete geçmek için geç kalmak demektir.

"Teknik iflas" ne demek, ne demek değil

Uygulamada sermaye kaybı tablosuna günlük dilde teknik iflas deniyor. Terim yanıltıcıdır ve gereksiz panik üretir.

Teknik iflas bir iflas hâli değildir. Sermaye ile kanuni yedek akçelerin belirli bir oranının zararla karşılıksız kalmasını, yani bir muhasebe tablosunu anlatır. Şirket faaliyetine devam eder, borçları muaccel hâle gelmez, hakkında bir takip başlamaz. Doğurduğu sonuç, yönetim kuruluna harekete geçme yükümlülüğü yüklenmesidir.

İflas ise ayrı bir hukuki durumdur ve mahkeme kararıyla oluşur. Sermaye kaybı, önlem alınmazsa oraya giden yolun ilk kademesidir; kendisi değil.

Bu ayrımı bilmek pratikte işe yarar. Sermaye kaybı tespit edilen bir şirkette yapılacak iş paniklemek ya da durumu gizlemek değil, kanunun öngördüğü iyileştirici önlemleri değerlendirmektir: sermaye artırımı veya tamamlanması, ortak alacaklarının sermayeye eklenmesi, maliyet azaltımı, yatırımların durdurulması, varlık satışı.

Bir istisna 1 Ocak 2027'de sona eriyor

Bu yazının en zamana bağlı ve en önemli uyarısı budur.

Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesinin uygulanmasına ilişkin Tebliğ'in geçici birinci maddesi uyarınca, sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarında henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralama giderleri, amortismanlar ve personel giderleri toplamının yarısı dikkate alınmayabiliyor.

Bu istisnanın süresi Aralık 2025'te bir kez daha uzatıldı ve 1 Ocak 2027'ye çekildi.

Pratik sonucu şudur: döviz borcu yüksek bazı şirketler, yıllardır yalnızca bu istisna sayesinde 376 eşiğinin üstünde görünüyor. İstisna kalktığında aynı bilanço, hiçbir yeni zarar oluşmadan sermaye kaybı ya da borca batıklık tablosuna dönüşebilir.

Yapılması gereken basit ve acildir: mevcut bilançonuzda 376 hesabını istisnasız olarak da yapın. İki sonuç arasındaki fark, önünüzdeki hazırlık süresini gösterir. Fark büyükse sermaye tamamlama, ortak alacaklarının sermayeye eklenmesi ya da borç yapılandırması gibi adımların planlanması için birkaç aylık zamanınız var demektir; istisnanın kalktığı gün başlamak için değil.

Nakit döngüsündeki göstergeler

Bilanço eşiklerinden önce nakit döngüsü konuşur. Aylık izlenmesi gereken dört ölçü şunlardır:

  • Alacak tahsil süresi. Uzuyorsa, satış devam ederken tahsilat bozuluyor demektir. Genellikle ilk bozulan göstergedir.
  • Stok devir hızı. Yavaşlıyorsa nakit stokta kilitleniyordur.
  • Ticari borç ödeme süresi. Uzuyorsa nakit sıkışıklığı tedarikçiye aktarılıyordur; bu, kısa vadede rahatlatan ama ilişkiyi yıpratan bir davranıştır.
  • Nakit dönüşüm süresi. Yukarıdaki üçünün bileşimidir ve tek başına en anlamlı göstergedir.

Tehlike sinyali, bu ölçülerin tek bir aydaki değeri değil, üç ay üst üste aynı yönde bozulmasıdır. Tek aylık sapma mevsimsellik olabilir; üç aylık eğilim olmaz.

Finansman tarafındaki göstergeler

  • Kısa vadeli borcun toplam finansal borç içindeki payının artması. Uzun vadeli finansmanın yerini kısa vadelinin alması, çoğu zaman bankaların risk algısının değiştiğinin ilk işaretidir.
  • Faiz karşılama oranının düşmesi: faaliyet kârının finansman giderini karşılama gücü.
  • Kredi limitlerinin doluluk oranının sürekli yüksek seyretmesi ve yeni limit taleplerinin karşılıksız kalması.
  • Bankaların ek teminat veya kefalet talep etmeye başlaması.
  • Çek ve senet vadelerinin uzaması, ödeme gününde erteleme talebinin rutinleşmesi.

Ticari ilişkideki göstergeler

Bazı sinyaller rakamlardan önce ilişkide görünür:

  • Tedarikçinin vadeli satıştan peşine dönmesi.
  • Sipariş öncesi kredi limiti sorgulanmaya başlanması.
  • Sigorta şirketinin alacak sigortası limitini düşürmesi.
  • Kilit personelin ayrılması.

Bunların ortak özelliği, işletmenin kendi kayıtlarında değil karşı tarafın davranışında görünmesidir. Bu yüzden yönetime geç ulaşırlar; oysa piyasa çoğu zaman durumu bilançodan önce fark eder.

Göstergeler nasıl izlenir

İzleme düzeni üç parçadan oluşur.

Zamanında kapanan aylık muhasebe. Üç ay geriden gelen kayıtla erken uyarı olmaz. Ay kapanışının takip eden ayın ilk haftalarında tamamlanması, bu düzenin ön şartıdır.

On üç haftalık nakit projeksiyonu. Yeniden yapılandırma uygulamasının standart aracıdır: haftalık ayrıntıda, üç aylık ileriye dönük nakit görünümü. Aylık projeksiyonun gizlediği hafta içi sıkışmaları görünür kılar.

Tanımlanmış eşikler. Her göstergenin bir uyarı seviyesi olmalı ve o seviyeye gelindiğinde ne yapılacağı önceden yazılmış olmalıdır. Eşiksiz izleme, sayıları görüp alışmakla sonuçlanır.

Buna dönem sonunu beklemeden yapılan bir 376 hesabı eklenir. Yılda bir kez değil, en az altı ayda bir.

Erken fark etmek ne kazandırır

Somut olarak: seçenek. Konkordato başvurusunun şartlarını anlatırken kanunun yalnızca borçların ödenememesini değil, ödenememe tehlikesi altında bulunmayı da yeterli gördüğünü yazmıştık. Tehlike henüz görünürken başvuran işletme, hem daha gerçekçi bir ödeme teklifi kurabilir hem de faaliyetini sürdürebilir.

Aynı şey diğer yollar için de geçerlidir. Alacaklıyla protokol, nakit tamamen kesilmeden önce mümkündür. Finansal yeniden yapılandırma, banka ilişkisi tamamen bozulmadan önce kurulur. Sermaye tamamlama, ortakların hâlâ katkı yapabilecek durumda olmasını gerektirir.

Geç kalmanın maliyeti bir yolun kapanması değil, hepsinin sırayla kapanmasıdır.

Bu izlemede bizim rolümüz

  • aylık kapanış düzeninin kurulması ve mali tabloların zamanında üretilmesi,
  • nakit döngüsü ve finansman göstergelerinin düzenli hesaplanması ve eğilim olarak raporlanması,
  • on üç haftalık nakit projeksiyonunun kurulması ve haftalık güncellenmesi,
  • Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesi kapsamında sermaye kaybı ve borca batıklık hesabının istisnalı ve istisnasız olarak yapılması,
  • eşiklerin tanımlanması ve aşıldığında yönetimin uyarılması,
  • eşik aşıldığında hangi yolun uygun olduğuna dair sayısal analizin hazırlanması.

Bu çalışmanın amacı konkordatoya hazırlanmak değil, konkordatoya gerek kalmamasıdır. Gerekirse de hazırlıklı yakalanmaktır.

Mali danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.