İşçi alacakları konkordatoda diğer alacaklarla aynı muameleye tabi değildir. Kanun bunlara birinci sırada imtiyaz tanır ve bu imtiyazın pratik sonucu büyüktür: birinci sıradaki işçi alacakları konkordatonun genel indirimine tabi olmaz, tam olarak ödenir.

Ancak bu koruma sınırsız değildir ve sınırı çoğu zaman gözden kaçar. Bu yazı, işçi alacaklarının konkordatodaki gerçek durumunu, korumanın nerede bittiğini ve işverenin bordro tarafında ne yapması gerektiğini anlatıyor. Mühlet döneminde işletmenin nasıl yönetileceğini dördüncü yazıda ele almıştık.

İşçi alacakları neden farklı

İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesi alacakları sıraya koyar. Birinci sırada işçi alacakları yer alır: işçilerin iş ilişkisine dayanan alacakları ile ihbar ve kıdem tazminatları.

Bu sıralama bir öncelik listesidir. Malvarlığı paylaştırıldığında birinci sıradakiler önce ve tam olarak ödenir; sonraki sıralar ancak kalandan pay alır. Konkordatoda da bu imtiyaz korunur.

Korumanın sınırı: bir yıllık pencere

Buradaki ayrıntı, yazının en önemli cümlesidir.

Birinci sıra imtiyazı, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş alacakları kapsar; ihbar ve kıdem tazminatları da bu çerçevede değerlendirilir. İş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak edilen ihbar ve kıdem tazminatları da bu sıradadır.

Bir yıllık pencerenin dışında kalan eski alacaklar ise bu imtiyazdan yararlanmaz. Onlar sıradan alacak hâline gelir ve konkordato projesinin indirim ve vade hükümlerine tabi olur.

Pratik sonucu şudur: ücreti iki yıldır eksik ödenen bir işçinin alacağının tamamı korunmuş değildir. Son bir yıla düşen kısmı birinci sırada, öncesi sıradan alacak olarak işlem görür. Bu ayrım, alacak listesi hazırlanırken tarih bazında yapılmak zorundadır; toplam bir rakam yazmak yanlış tablo üretir.

Tam ödeme, tasdikin şartlarından biridir

Bu koruma yalnızca bir sıralama kuralı değildir; mahkemenin konkordatoyu tasdik edebilmesinin şartına bağlanmıştır.

Kanun, birinci sıradaki imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesinin, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olmasını tasdik şartları arasında sayar.

İşveren açısından bunun anlamı nettir: işçi alacakları için indirim öngören bir ödeme teklifi hazırlanamaz. Ön projedeki nakit planı, bu alacakların tam tutarını karşılayacak şekilde kurulmalıdır. Ön projenin nasıl hazırlandığını üçüncü yazıda anlatmıştık; işçi alacakları o planın pazarlık edilemeyen kalemidir.

İşçiler oylamaya katılmaz

Konkordato projesi alacaklılar toplantısında oylanır. Birinci sıradaki imtiyazlı alacakların alacaklıları bu oylamada, alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaz.

Bunun sebebi mantıklıdır: alacağı zaten tam ödenecek olan bir alacaklının, diğerlerinin ne kadarından vazgeçeceğine oy vermesi beklenmez. İşçiler bu yüzden oylamanın dışındadır — bu bir dışlama değil, korumanın karşılığıdır.

Mühlet döneminde ücret ödenmezse

Konkordato, ücret ödeme yükümlülüğünü durdurmaz. İşletme faaliyetine devam ettiği sürece ücretler ödenmeye devam eder ve işçi alacakları, mühlet süresince geçerli olan takip yasağının istisnalarındandır.

Ücret ödenmezse İş Kanunu'nun kendi mekanizmaları işler.

Ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir sebep olmaksızın ücreti ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu davranış devamsızlık sayılmaz; işçi bu sebeple işten çıkarılamaz ve yerine yeni işçi alınamaz.

Ücreti ödenmeyen işçi ayrıca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir. Haklı fesih, kıdem tazminatı hakkını doğurur. Ücretin sürekli geç veya düzensiz ödendiği durumlarda yirmi günlük sürenin beklenmesi de gerekmez.

İşveren açısından bu zincirin sonucu ağırdır: ödenmeyen ücret yalnızca bir borç değildir; toplu haklı fesihlere ve dolayısıyla toplu kıdem tazminatı yüküne dönüşebilir. Konkordatonun amacı işletmeyi ayakta tutmakken, ücret ödemesinin aksaması hem üretimi hem de nakit planını aynı anda bozar.

Konkordato ilan edilmesi tek başına bir işten çıkarma sebebi de değildir.

Ücret Garanti Fonu

Ödenememiş ücret alacakları için bir güvence mekanizması vardır. İşverenin konkordato ilan etmesi, Ücret Garanti Fonu kapsamındaki ödeme güçlüğü hâllerinden biridir.

Şartları taşıyan işçilerin ödenmeyen üç aylık ücret alacakları bu Fondan karşılanabilir. Yararlanmak için işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olması aranır.

Fon yalnızca ücret alacaklarını kapsar; kıdem ve ihbar tazminatı bu kapsamda değildir. Yani Fon bir rahatlama sağlar ama işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Alacağın kaydettirilmesi ve çıkış kodu

İki işlem var ki atlandığında hak kaybına yol açıyor.

Alacak kaydı. Komiser, ilanla alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder; bildirim süresi ilan tarihinden itibaren on beş gündür ve bu süre uzatılamaz veya kısaltılamaz. Ön projede ve alacaklı listesinde gösterilmemiş bir işçi alacağı varsa, bu süre içinde bildirilmesi gerekir. Komiser bildirilen alacakları kaydetmeden önce borçlunun bu alacaklar hakkındaki görüşünü alır; bu yüzden işverenin kayıtlarıyla işçinin bildirimi arasındaki farklar burada karşı karşıya gelir. Listenin baştan doğru hazırlanması, bu aşamadaki uyuşmazlıkları büyük ölçüde önler.

Çıkış kodu. Ücreti ödenmediği için haklı nedenle fesih yapan işçinin SGK işten çıkış bildiriminde doğru kodun kullanılması gerekir. Haklı nedenle fesih kodu yerine istifa kodu bildirilirse işçi işsizlik ödeneği hakkını kaybeder. Bu, bordro tarafında sessizce yapılan ve sonucu ağır olan bir hatadır: işçi açısından gelir kaybı, işveren açısından ise sonradan açılacak bir uyuşmazlık anlamına gelir. Konkordato döneminde ayrılmalar arttığı için bu kontrolün rutine bağlanması gerekir.

İşverenin bordro tarafında yapması gerekenler

  • Mühlet tarihini bordro ve muhasebe kayıtlarında kesme noktası olarak işlemek. Mühletten önceki ve sonraki işçi alacakları farklı statüdedir.
  • İşçi alacaklarını tarih bazında ayrıştırmak: son bir yıla düşen kısım ile daha eski kısım ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
  • Kıdem tazminatı yükünü güncel olarak hesaplamak ve nakit planına dâhil etmek. Konkordato döneminde ayrılmaların artması olağandır; hesaplanmamış bir kıdem yükü ödeme planını bozar.
  • Ücret ödemelerini önceliklendirmek. Nakit sıkıştığında ücretin ertelenmesi, en pahalı erteleme biçimidir.
  • İşten çıkışlarda doğru kodu bildirmek; haklı fesihte istifa kodu kullanmak işçinin işsizlik ödeneğini yok eder.
  • Beyan ve prim yükümlülüklerini aksatmamak; mühlet bunları durdurmaz.
  • Çalışanlarla iletişimi yönetmek. Belirsizlik, nitelikli personelin ayrılmasının en yaygın sebebidir ve bu kayıp konkordatonun başarısını doğrudan tehdit eder.

Bu çalışmada bizim rolümüz

İşçi alacakları konkordatoda hem hukuki hem bordro hem de nakit planlaması boyutu olan tek kalemdir. Mali tarafta yürüttüğümüz işler:

  • işçi alacaklarının tarih ve nitelik bazında ayrıştırılması ve alacak listesine doğru yansıtılması,
  • kıdem ve ihbar tazminatı yükünün güncel hesabı ve senaryolu projeksiyonu,
  • bu yükün ön projedeki ödeme planına ve nakit akışına işlenmesi,
  • bordro ve prim yükümlülüklerinin mühlet döneminde kesintisiz sürdürülmesi,
  • komiserin talep ettiği personel ve ücret tablolarının hazırlanması.

Personel ve bordrolama hizmetlerimiz ile konkordato sürecinde mali danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.