Konkordato ön projesi, borçlunun alacaklılarına yaptığı ödeme teklifidir: borçların hangi oranda ve hangi vadede ödeneceğini, bunun için gereken kaynağın nereden geleceğini gösterir. Başvuruya eklenen belgelerin en önemlisidir, çünkü sürecin sonunu belirleyen belge odur.

Bunun sebebi şudur: mahkeme tasdik aşamasında teklifin gerçekleşebilir olup olmadığına bakar. Ödenmesi mümkün olmayan bir oran vaat eden proje, geçici ve kesin mühleti geçse bile tasdik edilmez. O noktaya kadar geçen bir buçuk yıl da geri gelmez. Konkordato sürecinin aşamalarını serinin ikinci yazısında ele almıştık.

Ön projede ne bulunur

Ön projenin çekirdeği ödeme teklifidir. Teklifte şunlar açıkça yer alır:

  • borçlunun borçlarını hangi oranda ve hangi vadede ödeyeceği,
  • alacaklıların alacaklarının hangi kısmından vazgeçeceği,
  • ödemenin hangi kaynaktan yapılacağı: işletme faaliyetinden doğacak nakit, varlık satışı, sermaye artırımı, ortak veya üçüncü kişi katkısı,
  • ödeme takvimi.

Bunlara ek olarak başvuru dosyası borçlunun malvarlığı durumunu gösteren belgeleri, son bilançoyu, gelir tablosunu, nakit akış tablosunu, ara bilançoları ve alacaklıları alacak tutarlarıyla imtiyaz durumlarını gösteren listeyi içerir. Defter tutmakla yükümlü olanlar Türk Ticaret Kanunu'na göre hazırlanan son bilançoyu da ekler. Başvuru şartlarını ve belge listesinin tamamını serinin ilk yazısında ele almıştık.

Bir de zorunlu bir karşılaştırma tablosu vardır. Aşağıda ayrıca ele alıyoruz, çünkü ön projenin başarısı çoğu zaman o tabloda düğümlenir.

Ödeme teklifinin üç biçimi

Teklif genellikle üç biçimden birinde kurulur.

Tenzilat konkordatosu. Alacaklılar alacaklarının bir kısmından vazgeçer; kalan kısım ödenir. Borç yükü kalıcı olarak azalır.

Vade konkordatosu. Alacaktan vazgeçilmez; ödeme zamana yayılır. İşletmenin sorunu kârlılık değil nakit zamanlaması olduğunda uygundur.

Karma konkordato. İkisinin birleşimi: bir oranda indirim, kalan tutarda vade. Uygulamada en sık görülen biçim budur.

Hangisinin seçileceği bir tercih meselesi değil, bir teşhis meselesidir. İşletmenin sorunu yapısal bir zarar mı, yoksa geçici bir nakit sıkışıklığı mı? Bu soruya verilen yanlış cevap, projenin tamamını yanlış kurar. Nakit sıkışıklığı yaşayan bir işletmenin gereksiz yere indirim teklif etmesi de, yapısal zararı olan bir işletmenin yalnızca vade istemesi de aynı sonucu verir: tasdik edilmeyen bir proje.

Teklifin gerçekçi olması ne demek

Kanun, teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olmasını arar. Bu ölçüt uygulamada şu anlama gelir: teklif, işletmenin gerçekten üretebileceği nakde dayanmalıdır.

Burada en sık yapılan hata, ödeme planını geçmiş cirodan yola çıkarak kurmaktır. Oysa mühlet döneminde işletmenin çalışma koşulları değişir: vadeli alım imkânı daralır, peşin çalışma zorunluluğu doğar, bazı müşteriler uzaklaşır. Geçmiş yılların ortalamasına dayanan bir plan, mühletin ilk çeyreğinde tutmamaya başlar.

Gerçekçi bir plan bunun tersini yapar: mühlet koşullarındaki nakit akışını ayrı ayrı modeller, ödeme takvimini bu modelin üzerine kurar ve duyarlılık analizi yapar. Ciro beklenenin yüzde yirmi altında kalırsa taksitler yine ödenebiliyor mu? Cevap hayırsa, teklif henüz hazır değildir.

Karşılaştırma tablosu: sürecin mali özü

Kanunun tasdik için aradığı birinci şart tek bir soruya iner: alacaklı bu projeden, işletme iflas etseydi eline geçecek olandan fazlasını alacak mı?

Bu soru bir tabloyla cevaplanır. Tablonun bir tarafında konkordato kabul edilirse alacaklıların eline geçecek tutar, diğer tarafında iflas hâlinde tasfiyeden elde edilebilecek muhtemel tutar yer alır.

İkinci sütun göründüğünden zordur, çünkü bilanço değerleriyle tasfiye değerleri aynı şey değildir. İflas hâlinde stok defter değerinden satılmaz, alacakların bir kısmı tahsil edilemez, makine ve tesisat ikinci el değerine düşer, satış süreci masraf ve zaman ister. Üstelik tasfiye hasılatının önemli bir kısmı rehinli ve imtiyazlı alacaklara gider; sıradan alacaklıya kalan pay çoğu zaman düşünülenden azdır.

Tablo işte bu yüzden ön projenin en teknik parçasıdır. Varlıkların tasfiye değerinin gerçekçi takdir edilmesi, alacakların tahsil edilebilirliğinin ayrıştırılması, rehin ve imtiyaz sıralamasının doğru kurulması gerekir. İyi hazırlanmış bir tablo, alacaklıyı ikna eden ve mahkemenin dayanacağı belgedir. Özensiz hazırlanmış bir tablo ise projenin en zayıf halkası olur.

Mali tablolar hangi çerçeveye göre hazırlanır

Bu noktada yakın tarihli bir değişiklik var. Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik'te 13 Mayıs 2026'da yapılan değişiklikle, başvuruya eklenecek finansal tabloların hangi raporlama çerçevesine göre hazırlanacağı üç gruba ayrıldı:

  • bağımsız denetime tabi olanlar için Türkiye Finansal Raporlama Standartları veya BOBİ FRS,
  • bağımsız denetime tabi olmayan tüzel kişi tacirler için BOBİ FRS,
  • diğer borçlular için Vergi Usul Kanunu hükümleri.

Pratik sonucu şudur: bağımsız denetime tabi olmayan şirketler için artık BOBİ FRS'ye göre raporlama bekleniyor. Yalnızca vergi mevzuatına göre tutulmuş kayıtlarla hazırlanan bir dosya, bu grup için yetersiz kalabilir. Kayıtların çerçeveye uyarlanması zaman alan bir iştir ve başvuru kararı verildikten sonra başlanırsa süreci geciktirir.

Aynı değişiklik, bağımsız denetim kuruluşunun sözleşme ve raporu Kuruma bildirme süresini de kısalttı; bildirim artık imza tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapılıyor.

Makul güvence raporunu kim düzenler

Başvuruya, ön projedeki teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren bir denetim raporu eklenir. Bu raporu yalnızca Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bir bağımsız denetim kuruluşu düzenleyebilir ve rapor Türkiye Denetim Standartlarına uygun olarak hazırlanır.

Bu noktayı açıkça yazalım: Audit Eyes'ın KGK bağımsız denetim yetkisi yoktur; makul güvence raporunu biz düzenlemeyiz. Bu raporu düzenleyecek taraf yetkili bir denetim kuruluşudur.

Bizim işimiz raporun dayanacağı zemini kurmaktır. Denetim kuruluşu boşlukta çalışmaz; önüne tutarlı mali tablolar, dayanağı gösterilmiş bir ödeme planı ve savunulabilir bir karşılaştırma tablosu gelmelidir. Bu zemin hazır değilse denetim süreci uzar, sorular çoğalır ve çoğu zaman olumlu görüşe varılamaz.

Ön projenin en sık takıldığı yerler

  • Alacaklı listesinin kayıtlarla uyuşmaması. Cari hesap bakiyeleri ile alacaklıların bildirdiği tutarlar arasındaki farklar mühlet döneminde tek tek çözülmek zorunda kalır. Mutabakatın başvurudan önce yapılması bu yükü ortadan kaldırır.
  • Ödeme planının geçmiş ciroya dayandırılması. Mühlet koşullarındaki nakit akışı ayrı modellenmemişse plan erken bozulur.
  • Tasfiye değerlerinin bilanço değerleriyle karıştırılması. Karşılaştırma tablosunun ikinci sütununu değersizleştirir.
  • Kaynağın somutlaştırılmamış olması. "Sermaye artırımı yapılacaktır" cümlesi tek başına kaynak değildir; kimin, ne zaman, ne kadar koyacağı gösterilmelidir.
  • Belgelerin geç toplanması. Mahkeme belgeleri eksiksiz bulmadıkça geçici mühlet vermez; eksik dosya en çok zaman kaybettiren sorundur.

Bu çalışmada bizim rolümüz

Konkordatoda dava dosyasını avukat yürütür, makul güvence raporunu yetkili bir bağımsız denetim kuruluşu düzenler. Aradaki mali çalışma bizim alanımızdır:

  • mevcut mali durumun tespiti ve tabloların ilgili raporlama çerçevesine uyarlanması,
  • nakit akış modelinin mühlet koşullarına göre kurulması ve duyarlılık analizi,
  • ödeme teklifinin bu modelle uyumlu tasarlanması,
  • karşılaştırma tablosunun hazırlanması ve dayanaklarının belgelenmesi,
  • alacaklı listesinin kayıtlarla mutabakatı,
  • denetim kuruluşunun ve avukatın ihtiyaç duyduğu bilgi akışının yürütülmesi.

Bu çalışmanın başvurudan önce tamamlanması, sürecin başarı şansını doğrudan belirler. Sonradan düzeltilmeye çalışılan bir ön proje, çoğu zaman zaten kaybedilmiş bir mühlet demektir.

Konkordato sürecinde mali danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.