Konkordato mühleti bir mola değil, denetimli bir faaliyet dönemidir. İşletme çalışmaya devam eder; ancak bazı işlemler mahkeme iznine tabi hâle gelir, komiser faaliyetleri gözetir ve borçların bir kısmı donarken bir kısmı normal seyrinde ödenmeye devam eder.

Bu dönemde yapılan hataların çoğu tek bir yanlış varsayımdan çıkar: "mühlet aldık, artık ödeme yapmıyoruz." Doğrusu bunun tam tersidir. Mühlet, eski borçlar için nefes alanı açar; yeni borçlar için hiçbir koruma sağlamaz. Sürecin aşamalarını ikinci yazıda ele almıştık; bu yazı o aşamaların içinde işletmenin günlük yönetimini anlatıyor.

Mühlet döneminde iki tür borç vardır

Mühlet döneminin tamamı bu ayrımın üzerine kurulur.

Eski borçlar. Mühlet kararından önce doğmuş borçlardır. Bunlar için takip yapılamaz, başlamış takipler durur ve bu borçlar konkordato projesine tabidir. Ödeme, tasdik edilen projenin takvimine göre yapılır.

Yeni borçlar. Mühlet kararından sonra, faaliyetin sürdürülmesi için doğan borçlardır: alınan mal ve hizmetin bedeli, güncel kira, ücretler, işletme giderleri. Bunlar konkordato projesine dâhil değildir ve zamanında ödenmek zorundadır.

Bu ayrımın muhasebe kayıtlarında ilk günden itibaren net tutulması gerekir. Mühlet tarihinin cari hesaplarda bir kesme noktası olarak işlenmemesi, sonradan hangi borcun projeye girdiğinin tartışmalı hâle gelmesine yol açar. Komiser bu ayrımı sorar; alacaklılar bu ayrıma itiraz eder; tasdik aşamasında mahkeme bu ayrıma bakar.

Uygulamadaki en somut sonucu şudur: mühletten sonra peşin ya da kısa vadeli çalışmak zorunda kalırsınız ve bu ödemelerin aksamaması gerekir. Yeni borcunu ödeyemeyen bir işletme, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının en görünür kanıtını üretmiş olur.

Hangi işlemler mahkeme iznine tabidir

Borçlu, mühlet kararından itibaren mahkemenin izni olmadan:

  • rehin tesis edemez,
  • kefil olamaz,
  • taşınmazını ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez ve takyit edemez,
  • ivazsız tasarrufta bulunamaz.

Bu yasağa aykırı işlemler hükümsüzdür. Mahkeme ayrıca bazı işlemlerin ancak komiserin katılımıyla yapılmasına karar verebilir.

Pratikte en sık yaşanan sorun, rutin sanılan bir işlemin bu kapsama girmesidir. Bir banka kredisi için teminat verilmesi, bir aracın devri, bir grup şirketine kefalet, bir demirbaşın bağışlanması: hepsi izne tabidir. Mühlet kararının ertesi günü muhasebe, satın alma, finans ve satış birimlerine hangi işlemlerin izin gerektirdiğinin yazılı olarak bildirilmesi gerekir. Sözlü uyarı yetmez; imza yetkisi olan herkesin listeyi görmüş olması gerekir.

Yürürlükteki sözleşmeler ne olur

Mühlet, sözleşmeleri kendiliğinden sona erdirmez. Devam eden sözleşmelerden doğan karşılıklı edimler karşılıklı olarak ifa edilir; yani mal veya hizmet almaya devam ediyorsanız bedelini ödersiniz.

Öte yandan konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerinden, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle dönülebilir. Bundan doğacak tazminat ise konkordato projesine tabi olur.

Bu, mühlet döneminin az kullanılan ama önemli imkânlarından biridir. Piyasa koşullarının çok üstünde kalmış uzun süreli bir kira, kullanılmayan bir kapasite taahhüdü ya da artık zarar üreten bir tedarik sözleşmesi burada değerlendirilmelidir. Değerlendirmenin sayısal dayanağı hazırlanmadan yapılan talep, çoğu zaman kabul görmez.

Vergi ve SGK

Vergi dairesi ve SGK'nın 6183 sayılı Kanun'a göre yürüttüğü takipler de mühlet süresince durur.

Ancak burada kritik bir ayrım vardır: takibin durması, borcun silinmesi anlamına gelmez. Tasdik edilen konkordatonun bağlayıcı sonuçları amme alacakları bakımından aynı şekilde işlemez. Vergi ve prim borçlarının konkordato indiriminden özel alacaklılarla aynı biçimde etkilenmeyeceği varsayımıyla planlama yapmak, ödeme projesini baştan yanlış kurar.

Beyan yükümlülükleri de aynen devam eder. Mühlet, beyanname vermeyi durdurmaz. Muhtasar, KDV ve diğer beyannameler zamanında verilmelidir; mühlet döneminde doğan cari dönem vergileri de yeni borç kategorisindedir.

Çalışanlar ve ücretler

Konkordato, çalışanların ücretlerinin duracağı anlamına gelmez. İşletme faaliyetini sürdürdüğü sürece ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. İşçi alacakları, mühlet süresince takip yasağının istisnalarındandır.

Ödenememiş ücret alacakları bakımından bir güvence mekanizması vardır: Ücret Garanti Fonu. İşverenin konkordato ilan etmesi, Fon kapsamındaki ödeme güçlüğü hâllerinden biridir. İşçilerin ödenmeyen üç aylık ücret alacakları, şartları taşımaları hâlinde bu Fondan karşılanabilir. Yararlanmak için işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olması aranır.

Bu mekanizmanın varlığı, çalışanlarla iletişimde önemlidir. Mühlet ilanı işyerinde belirsizlik yaratır ve nitelikli personelin ayrılması, konkordatonun başarısını doğrudan tehdit eden bir risktir.

Kefil, ciranta ve şahsi teminatlar

Bu, işletme sahiplerinin en sık yanıldığı noktadır ve ayrıca yazılmayı hak eder.

Konkordato borçluyu korur; borçla birlikte sorumlu olanları kendiliğinden korumaz. Konkordato projesine muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı haklarını muhafaza eder. Aynı çek veya bonoda avalist, ciranta, kefil ya da müşterek borçlu bulunan kişiler konkordato korumasından otomatik olarak yararlanmaz.

Pratik sonucu şudur: şirket mühlet almış olsa bile, şirket borcuna şahsen kefil olmuş bir ortak ya da yönetici kendi malvarlığıyla takip edilebilir. Grup şirketleri arasında verilmiş çapraz kefaletler de aynı durumdadır.

Bu tablo, başvurudan önce çıkarılmalıdır. Kimin hangi borca, hangi sıfatla ve ne tutarda şahsen bağlı olduğu bilinmeden alınan bir mühlet kararı, sahibini hazırlıksız yakalar. Konusu hukuki olduğu için değerlendirmeyi avukatla birlikte yapmak gerekir; ancak tablonun kendisi mali kayıtlardan çıkar.

Muhasebe düzeni ve komiserle ilişki

Komiser mahkeme adına görev yapar ve düzenli aralıklarla mahkemeye ara rapor sunar. Bu raporlar işletmenin kendi kayıtlarından beslenir.

Mühlet döneminde muhasebenin gecikmesi, bu yüzden sıradan bir aksama değildir. Zamanında kapanmayan bir ay, komiserin raporunu geciktirir; geciken rapor mahkemede soru işareti üretir. Aylık mali tabloların, nakit akış gerçekleşmelerinin ve ödeme planına uyum tablosunun düzenli üretilmesi, sürecin en görünür güven göstergesidir.

Bir şeyi ayrıca söylemek gerekir: komiser bir denetleyicidir, ama aynı zamanda mahkemeye sizi anlatan kişidir. Bilgi akışının düzenli, eksiksiz ve gecikmesiz olması işletmenin lehinedir.

Mühlet döneminde en sık yapılan hatalar

  • Yeni borçların da donduğunu sanmak. Mühlet yalnızca eski borçlar içindir.
  • Mühlet tarihini muhasebede kesme noktası olarak işlememek; eski ve yeni borcun karışması.
  • İzne tabi işlemleri bilmeden yapmak; sonuç, hükümsüz bir işlemdir.
  • Beyanname yükümlülüklerini aksatmak.
  • Şahsi kefalet tablosunu başvurudan önce çıkarmamak.
  • Aylık kapanışı ertelemek ve komiseri geciken bilgiyle çalışmak zorunda bırakmak.

Bu dönemde bizim rolümüz

Mühlet dönemi, konkordatonun en uzun ve en çok emek isteyen bölümüdür. Mali tarafta yürütülen işler şunlardır:

  • eski ve yeni borç ayrımının kurulması ve kayıtlarda sürdürülmesi,
  • aylık kapanışların ve mali tabloların zamanında üretilmesi,
  • komiserin talep ettiği bilgi, tablo ve mutabakatların hazırlanması,
  • nakit akış gerçekleşmelerinin plana karşı izlenmesi ve sapmaların erken raporlanması,
  • alacaklı bildirimlerinin işletme kayıtlarıyla karşılaştırılması,
  • sözleşmelerden dönme talepleri için sayısal dayanağın hazırlanması,
  • şahsi teminat tablosunun çıkarılması ve avukatla paylaşılması.

Ön projenin nasıl hazırlandığını üçüncü yazıda ele almıştık; mühlet dönemi, o projede verilen sözün tutulup tutulmadığının ölçüldüğü dönemdir.

Konkordato sürecinde mali danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.