Tasdik kararı sürecin sonu değil, ödeme döneminin başlangıcıdır. Tasdik kararıyla konkordato bağlayıcı hâle gelir; borçlar kararda yazılı oran ve takvime göre ödenmeye başlar ve bu ödemelerin takibi genellikle bir kayyımın denetimine bırakılır.
Bu dönemin iki tarafı vardır ve ikisi de mali müşavirin işidir. Birincisi taahhüdün fiilen yerine getirilmesi. İkincisi çoğu zaman gözden kaçan bir sonuçtur: alacaklıların vazgeçtiği tutar, borçlu için vergi doğurabilecek bir kazançtır. Mühlet dönemini dördüncü yazıda ele almıştık; bu yazı ondan sonrasını anlatıyor.
Tasdik kararı neyi belirler
Tasdik kararında alacaklıların alacaklarından hangi ölçüde vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği yer alır. Yani proje, kararla birlikte soyut bir teklif olmaktan çıkıp uygulanacak bir plana dönüşür.
Mahkeme kararla birlikte, projenin uygulanmasını denetlemek üzere bir kayyım görevlendirebilir. Kayyımın görevi ödeme takviminin takibi ve mahkemeye bilgi vermektir.
Bu aşamada işletmenin kendi kayıtlarında yapması gereken ilk iş, tasdik edilen projeyi muhasebeye taşımaktır: hangi alacaklıya ne kadarının ödeneceği, hangi kısmından vazgeçildiği ve ödemelerin hangi tarihlerde yapılacağı cari hesaplara işlenmelidir. Bu yapılmazsa ödeme planına uyumun izlenmesi mümkün olmaz.
Konkordato kimler için bağlayıcıdır
Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce doğan alacaklar ile mühlet içinde komiserin izni olmaksızın doğan alacaklar için mecburidir.
Bu cümlenin ikinci yarısı önemlidir ve mühlet dönemindeki eski borç–yeni borç ayrımının devamıdır: mühlet içinde komiserin izniyle doğan borçlar konkordatoya tabi değildir. Bunlar indirime uğramaz; tam olarak ödenir. Faaliyeti sürdürmek için mühlet döneminde yapılan alımların bedeli, tasdikten sonra da bu statüdedir.
Rehinli alacaklar ve İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar bakımından ayrı bir rejim işler; birinci sıra imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi zaten tasdikin şartlarındandır.
Bir de kefil ve müşterek borçlular vardır. Tasdik, borçluyu bağlar; borçtan birlikte sorumlu olanları kendiliğinden kurtarmaz. Bunu dördüncü yazıda ayrıntısıyla ele almıştık ve tasdikten sonra da geçerliliğini korur.
Hacizler ve duran takipler ne olur
Mühlet boyunca duran takipler ve konulmuş hacizler tasdikle birlikte akıbetine kavuşur. Konkordatonun tasdiki kararıyla, geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulmuş olan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizler hükümden düşer.
Buna bağlı iki ayrıntı vardır. Birincisi, tasdik edilen projede konkordatonun tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği kararlaştırılabilir; böyle bir hüküm varsa mühletin koruyucu etkileri o tarihe kadar devam eder. İkincisi, konkordato hakkındaki karara karşı istinaf yolu açıktır: borçlu ve konkordato talep eden alacaklı kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise ilandan itibaren on gün içinde başvurabilir.
İşletme açısından pratik sonucu şudur: tasdik günü ile bütün etkilerin yerine oturduğu gün aynı gün olmayabilir. Bankalarla, tapu ve trafik kayıtlarındaki şerhlerle ve mevcut icra dosyalarıyla ilgili işlemlerin hangi tarihten sonra yürüyeceği avukatla birlikte takvimlendirilmelidir. Hacizlerin fiilen kaldırılması kendiliğinden olmaz; ilgili dosyalarda takip edilmesi gerekir.
Vazgeçilen alacak borçlu için ne anlama gelir
Konkordato içeriklerinin neredeyse tamamının atladığı nokta burasıdır.
Alacaklıların vazgeçtiği tutar, borçlu açısından borcun ortadan kalkması demektir. Vergi hukuku bunu bedelsiz bir kazanç olarak görür ve kendi kuralına bağlar. Vergi Usul Kanunu'nun 324. maddesine göre, konkordato yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın tutarı, alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmezse kâr hesabına aktarılır.
Pratikte anlamı şudur: vazgeçilen tutar hemen vergilendirilmez, ancak süresiz de bekletilmez. İşletmenin bu süre içinde mahsup edebileceği yeterli zararı yoksa, vazgeçilen tutar kâra dönüşür ve vergi matrahına girer.
Bu, konkordatodan çıkmış bir işletmeyi yıllar sonra nakit olarak zorlayabilen bir kalemdir. Ödeme planı yapılırken hesaba katılması gerekir: taksitleri tam ödeyen ama üç yıl sonra doğan kurumlar vergisini planlamamış bir işletme, kendi başarısının içinde sıkışabilir.
Doğru yaklaşım, tasdik kararının hemen ardından geçmiş yıl zararlarının ve önümüzdeki üç yılın projeksiyonunun birlikte çalışılmasıdır. Bu bir vergi planlaması işidir ve konkordato sürecinin mali danışmanlığından ayrı düşünülmemelidir.
Alacaklı tarafında ne olur
Aynı olay, alacaklının defterinde ters yönde sonuç doğurur.
Konkordatoyla tahsilinden vazgeçilen kısım, alacaklı bakımından değersiz alacak niteliği kazanabilir. Vergi Usul Kanunu'nun 322. maddesine göre kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacaktır ve bu niteliğe girdikleri tarihte kayıtlı değerleriyle zarara geçirilerek yok edilir.
Konkordato sürecine giren bir müşterisi olan işletmeler için bu, üzerinde durulması gereken bir konudur: hangi belgeye dayanarak, hangi dönemde ve hangi tutarda kayıt yapılacağı doğrudan vergi matrahını etkiler. Süreç boyunca şüpheli alacak karşılığı ile değersiz alacak arasındaki geçişin doğru zamanlanması gerekir.
Ödeme takviminin takibi
Tasdik sonrası dönemin özü basittir: söz verilen ödemelerin zamanında yapılması.
Bunun için işletmede iki şeyin sürekli çalışması gerekir. Birincisi, ödeme planına uyum tablosu: hangi taksitin ne zaman, ne tutarda ödendiği ve plandan sapma olup olmadığı. İkincisi, nakit akış izlemesinin devam etmesi. Mühlet döneminde kurulan izleme düzeninin tasdikten sonra gevşetilmesi sık görülen bir hatadır; oysa asıl ödeme yükü bu dönemde başlar.
Kayyım görevlendirilmişse bu tabloların onun raporlamasına da esas olacağını hesaba katmak gerekir.
Konkordato feshedilebilir
Tasdik kararı geri alınamaz bir bağışıklık değildir. Kanun iki fesih yolu tanır.
Kısmen fesih. Kendisine karşı taahhüt edilen ödeme yerine getirilmeyen alacaklı, konkordatonun kendisi bakımından feshini isteyebilir. Bu, yalnızca o alacaklı bakımından sonuç doğurur; alacaklı konkordato öncesi haklarına döner.
Tamamen fesih. Konkordatonun kötüniyetle sakatlandığı anlaşılırsa, her alacaklı tasdik kararını veren mahkemeden konkordatonun tamamen feshini isteyebilir. Bu hâlde bütün alacaklılar bakımından bağlayıcılık ortadan kalkar.
Buradan çıkan pratik sonuç şudur: tek bir taksitin aksaması yalnızca bir gecikme değildir; ilgili alacaklıya fesih talebi hakkı doğurur. Ödeme takviminin izlenmesi bu yüzden idari bir formalite değil, sürecin sürekliliğinin şartıdır.
Tasdikten sonra mali tarafta yürüyen işler
- tasdik edilen projenin cari hesaplara işlenmesi ve vazgeçilen tutarların ayrıştırılması,
- vazgeçilen alacak için özel karşılık hesabının kurulması ve üç yıllık sürenin izlenmesi,
- geçmiş yıl zararlarıyla mahsup imkânının ve sonraki dönem vergi etkisinin projeksiyonu,
- ödeme planına uyum tablosunun düzenli üretilmesi,
- nakit akış izlemesinin sürdürülmesi ve sapmaların erken bildirilmesi,
- kayyımın talep ettiği bilgi ve tabloların hazırlanması.
Ön projenin nasıl kurulduğunu üçüncü yazıda anlatmıştık. Tasdik sonrası dönem, o projede yapılan varsayımların gerçeğe uyup uymadığının ölçüldüğü yerdir; iyi kurulmuş bir proje bu dönemde kendini gösterir.
Konkordato sürecinde mali danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.