Konkordato başvurusundan sonra süreç üç aşamada ilerler: geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik. Her aşamanın kendi süresi, kendi mahkeme kararı ve kendi riski vardır. Uzatmalar dâhil toplam süre yaklaşık iki yılı bulabilir.
Bu yazıda her aşamada ne olduğunu, hangi işlerin ne zaman yapıldığını ve işletmenin nelere dikkat etmesi gerektiğini ele alıyoruz. Konkordatonun ne olduğu ve kimlerin başvurabileceği serinin ilk yazısının konusuydu.
Geçici mühlet: koruma hemen başlar
Mahkeme, konkordato talebini ve İcra ve İflas Kanunu'nun 286. maddesinde sayılan belgeleri eksiksiz bulursa geçici mühlet kararı verir. Bu karar başvurunun kabul edildiği anlamına gelmez; incelemenin başladığı anlamına gelir. Ancak koruma bu andan itibaren işler.
Geçici mühlet üç aydır. Süre dolmadan yapılan talep üzerine en fazla iki ay daha uzatılabilir; toplam beş ayı geçemez.
Mahkeme aynı kararla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Karar ilan edilir ve ilgili sicillere bildirilir. Bu ilan, iş çevresinin durumdan haberdar olduğu andır. Müşteri, tedarikçi ve banka ilişkilerinin nasıl yönetileceğinin başvurudan önce planlanması gerekmesinin sebebi budur.
Mühletin alacaklılar bakımından sonucu
Mühlet kararıyla birlikte borçlu hakkında yeni icra takibi yapılamaz, başlamış takipler durur. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanmaz. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.
Üç istisna vardır:
- Rehinli alacaklılar takip başlatabilir veya başlamış takibe devam edebilir; ancak muhafaza tedbiri alınamaz ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla satış yapılamaz.
- İşçi alacakları için takip yapılabilir.
- Amme alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun'dan doğan kendine özgü durumlar vardır.
Faiz mühlet süresince işlemeye devam eder; teminatsız alacaklara yürüyen faiz konkordatoya dâhil olur.
Mühletin borçluya getirdiği sınırlar
Koruma karşılıksız değildir. Borçlu, mühlet kararından itibaren mahkemenin izni olmadan:
- rehin tesis edemez,
- kefil olamaz,
- taşınmazını ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez ve takyit edemez,
- ivazsız tasarrufta bulunamaz.
Bu yasağa aykırı işlemler hükümsüzdür. Mahkeme ayrıca bazı işlemlerin ancak komiserin katılımıyla yapılmasına, hatta işletmenin faaliyetini borçlu yerine komiserin sürdürmesine karar verebilir.
Uygulamada en sık yaşanan aksaklık buradadır: mühletten sonra rutin sanılan bir işlem, izin alınmadığı için geçersiz hâle gelir. Mühlet kararının ardından hangi işlemlerin izne tabi olduğunun muhasebe, satın alma ve finans birimlerine yazılı olarak aktarılması gerekir.
Kesin mühlet: asıl çalışma dönemi
Geçici mühlet içinde mahkeme duruşma yapar. Alacaklılar bu duruşmada itirazlarını sunabilir. Komiserin raporu ve borçlunun durumu değerlendirilir; konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varılırsa kesin mühlet kararı verilir.
Kesin mühlet bir yıldır. Güçlük arz eden özel durumlarda, komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine altı aya kadar uzatılabilir.
Bu dönem sürecin asıl çalışma dönemidir. Ödeme projesi bu dönemde olgunlaşır, alacak kayıtları bu dönemde netleşir, alacaklılarla asıl görüşmeler bu dönemde yapılır.
Komiser ne yapar
Konkordato komiseri mahkeme adına görev yapar; borçlunun temsilcisi değildir. Başlıca görevleri şunlardır:
- borçlunun malvarlığını, mali durumunu ve ticari defterlerini incelemek,
- işletmenin faaliyetlerine nezaret etmek ve malvarlığını azaltıcı işlemleri engellemek,
- ilan yaparak alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet etmek,
- bildirilen alacakları borçlunun kayıtlarıyla karşılaştırarak incelemek,
- mahkemeye düzenli ara raporlar sunmak,
- alacaklılar toplantısını yönetmek ve süreç sonunda gerekçeli raporunu mahkemeye vermek.
Komiserin ara raporları sürecin seyrini belirler. Bu raporlar işletmenin kendi kayıtlarından beslendiği için, mühlet döneminde muhasebe düzeninin bozulmaması ve aylık mali tabloların zamanında, tutarlı üretilmesi sonucu doğrudan etkiler.
Alacaklılar toplantısı ve oylama
Komiser alacaklıları toplantıya davet eder; davet ilanı toplantıdan en az on beş gün önce yapılır. Alacaklılar toplantıda konkordato projesini oylar.
Proje, şu çoğunluklardan biriyle kabul edilmiş sayılır:
- kaydedilmiş alacaklıların ve alacakların yarısını aşan çoğunluk, veya
- kaydedilmiş alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluk.
İki ayrıntı çoğu zaman gözden kaçar.
Birincisi, hesapta yalnızca projeden etkilenen alacaklılar dikkate alınır. Rehinle temin edilmiş alacaklar yalnızca komiserin takdir ettiği kıymete göre teminatsız kalan kısımları için sayılır. İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar ile borçlunun eşi, çocuğu ve kanunda sayılan yakınlarının alacakları hesaba katılmaz. Bu nedenle oylamada belirleyici olan taraf, alacak listesinin toplamına bakarak tahmin edilenden farklı çıkabilir.
İkincisi, toplantının bitimini izleyen yedi gün içinde tutanağın imzalanmasıyla katılım hâlâ mümkündür. Toplantı günü sağlanamayan çoğunluk bu sürede tamamlanabilir.
Komiser, bu iltihak süresinin bitiminden itibaren en geç yedi gün içinde belgeleri ve gerekçeli raporunu mahkemeye verir.
Tasdik: mahkeme neye bakar
Mahkeme tasdik hakkındaki kararını kesin mühlet içinde verir. Duruşma günü ilan edilir ve alacaklılar itirazlarını bildirebilir.
Tasdik için kanunun aradığı başlıca şartlar:
- teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması,
- teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması,
- projenin kanunun aradığı çoğunlukla kabul edilmiş olması,
- birinci sıradaki imtiyazlı alacakların tam ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle doğan borçların ifasının, alacaklı açıkça vazgeçmedikçe teminata bağlanmış olması,
- yargılama giderleri ile harcın tasdik duruşmasından önce mahkeme veznesine yatırılmış olması.
Birinci şart sürecin mali özüdür ve tek bir soruya indirgenebilir: alacaklı bu projeden, işletme iflas etseydi eline geçecek olandan fazlasını alacak mı? Bu sorunun cevabı bir hesapla ortaya konur; hesabın dayanağı işletmenin gerçek varlık değerleri ve gerçekleşebilir nakit akışıdır. Ön projedeki teklifin en baştan bu hesapla kurulması gerekir. Tasdik aşamasında düzeltmeye çalışmak çoğu zaman geç kalmış olur.
Tasdik edilmezse ne olur
Mahkeme konkordatoyu tasdik etmezse talebi reddeder. Borçlu iflasa tabi kişilerdense ve doğrudan iflas sebeplerinden biri varsa, mahkeme aynı kararla iflasına da karar verir.
Süreç kesin mühlet dolmadan da sona erebilir: konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılırsa mühlet kaldırılır.
Bu nedenle konkordato, denenip olmazsa eski hâle dönülen bir yol değildir. Başvurunun ve ön projenin gerçekçi kurulması, sürecin kendisi kadar önemlidir.
Süreç boyunca mali ayak
Konkordatoda dava dosyasını avukat yürütür. Sürecin mali ayağı ise mühletin ilk gününden tasdike kadar kesintisiz çalışır:
- mühlet döneminde muhasebe düzeninin ve raporlamanın sürdürülmesi,
- komiserin talep ettiği bilgi, tablo ve mutabakatların hazırlanması,
- bildirilen alacakların işletme kayıtlarıyla karşılaştırılması,
- ödeme projesinin işletmenin gerçek nakit üretme kapasitesiyle uyumlu tutulması,
- iflas hâlinde alacaklıların eline geçecek tutarla karşılaştırma hesabının kurulması ve güncel tutulması.
Konkordato sürecinde mali danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.